Paris Gezi Rehberi: 5 günde Paris

Kimilerine göre aşıkları şehri, kimilerine göre ışıklar şehridir Paris. Bizim aklımıza Paris gezisi denilince gelen ise Yağmur, yollar, peynir. Şimdi neden bunların geldiğini anlatmaya çalışalım…

Paris’e nasıl gidilir?

Paris gezisi, beraber ilk yurtdışı deneyimimiz olduğu için bizim için yeri ayrıdır. Öncelikle Paris’te haftasonu geçirmek keyifli olabilir fakat bence yetersiz. Bu sebeple biz 5 günlük bir gezi planı yaptık ve Paris uçak biletini Pegasus’tan aldık çünkü çoğu zaman  Paris için en ucuz uçak bileti Pegasus’ta oluyor. Siz de bilet almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Ankara merkezli seyahatseverler olduğumuz için, aktarmalı uçuşlar bizim için her zaman bir çekince. Mümkün olduğunca direkt uçuş tercih ediyoruz ama Ankara’dan yurtdışı seyahatleri için direkt uçuşlar gerçekten çok sınırlı olduğundan, bu uçuşu İstanbul aktarmalı olarak gerçekleştirdik. Neyse Paris’e varmadan yaşadığımız yorgunluk bize kalsın, biz size gezdiğimizi gördüğümüzü anlatalım 🙂

Güncelleme: THY artık Ankara Paris direkt uçuş koymuş durumda ki bu süper haber. THY sitesine şuradan bakmanızı tavsiye ederim.

Paris'in tam ortasından geçen Seine nehrinden bir manzara
Paris’in tam ortasından geçen Seine nehrinden bir manzara

Unutmadan eklemeliyim, biz pek tercih etmiyoruz ama tur ile seyahat sevenler için; Paris turları, Paris-Benelüks turları ve promosyon turlar için buradan bilgi edinebilirsiniz.

İsmini ünlü Fransız asker ve siyasetçiden alan Charles de Gaulle Havaalanına iniyoruz. Aradan geçen 4 – 5 yıl sebebiyle şu an detaylarını hatırlamamakla birlikte, metro + tramvay kullanarak kalacağımız eve doğru yola koyuluyoruz. (Şuraya Charles de Gaulle Havaalanı sitesini bırakıyorum, ulaşım için daha net bilgilere ulaşabilirsiniz) Söz veriyorum bundan sonraki seyahatlerimizin hepsinde hangi otobüse, hangi metroya bindik tüm detayları tek tek not edeceğim:)

Paris Pass nedir? Paris Pass ne işe yarar?

Metro konusunda değil ama Paris Pass konusunda ufak bir paragraf açmak istiyorum. Paris en kolay nasıl gezilir sorusuna cevap bu kartta denebilir. Ulaşımdan müzeye kadar birçok fırsat ve indirim sunan bu kart için bence gününe ve gitmeyi planladığınız yerlere göre bir seçenek düşünün. Zaman içinde değişmiş olabileceği için fiyatını bilmemekle beraber, almanızı tavsiye ederim. Çok müze gezecekseniz kesinlikle daha avantajlı olacaktır.

Son anda değişen koşullardan ötürü, biz Paris’te kalacağımız yeri Airbnb üzerinden ayarladık, çok da güzel oldu. Siz de bir sonraki seyahatinizde klasik oteller yerine o yerde gerçekten yaşanan bir evi denemek ve orayı gerçekten yaşamak isterseniz, buraya tıklayarak ulaşabileceğiniz Airbnb gerçekten olağanüstü bir seçenek.

Açıkçası biz çok sıra dışı noktaları gezemedik. 5 – 6 günlük vaktimiz olması sebebiyle, belli başlı görülmesi gereken yerleri ziyaret ettik ve vaktimizi fotoğraf çekerek/çekinerek harcadık. Yine de, gezdiklerimizden birer kuple aşağıda bahsetmek istiyoruz.

Gelelim fasulyenin faydalarına…

Paris’te gezilecek yerler nereler?

Montmartre (Ressamlar tepesi) nasıl gidilir?

Paris’te başımızdan geçen en komik olayı, her ne kadar hikaye beni rezil edecek nitelikte olsa da, anlatarak başlamak istiyorum. Onur ve ben bir gün, malumunuz Paris’in en yüksek noktası olan ve günümüzde Ressamlar Tepesi olarak da bilinen Montmartre’a ( Montmartre ne demek diyecek olursanız, “mont” tepe, “martre” şehit anlamına geliyor) çıktık. Çıkış ama ne çıkış…

Normalde burada bir teleferik de bulunuyor. Ama biz, Onur sağolsun zorunda kalmadığımız sürece her yere ama her yere yürüyerek gittiğimizden, tabi ki de aşağı ucundan yukarı noktası görünmeyen merdivenlerden çıktık.

Arnavut kaldırımları, sağlı sollu ufak dükkanları ve Paris manzarasıyla Montmartre gerçekten hoş bir yer. Sokak müzisyenleri ve ressamlar da bambaşka bir enerji katıyor bu ortama.

Biz de anı olarak bir portremizi yaptırmak istedik ve onlarca ressam arasında göz gezdirmeye başladık. Yaşı başı almış, tecrübeli ve şık görünümlü yaşlı amcaları es geçip kenarda boş boş duran genç bir ressamın yanına gittik ki o da biraz para kazansın. Gitmez olaydık a dostlar.

Onur ve Ressam kardeşimiz
Onur ve Ressam kardeşimiz

Onur’u bilenler bilir, bilmeyenler için ben özetleyeyim; kendisi pazarlık konusunda bir dünya markası olmasa da, pazarlık sünnettendir mantığıyla pazarlıksız mal alamayanlardandır. Bense onun tam aksine, pazarlık yapamam ve pazarlık yapma olasılığından kaçınmak için her şeyi yaparım.

Tabi ki bizim Onur gider gitmez derhal pazarlığa başladı. Yalan olmasın, 20 Euro dedi hatırladığım kadarıyla bizim ressam. Onur dedi 7 Euro, ressam dedi 15, Onur dedi 10, ressam dedi tamam. Ben de döndüm dedim ki Onur dur! Bu adam fakir belli ki ve burada bir emek söz konusu, lütfen 12 ya da 13 Euro verelim. Günün sonunda, 10 Euro’ya anlaştığımız ressama 12 Euro verip,  buraya gerçekten alıntılayamayacağımız kadar mükemmel (!) bir portre ile Montmartre’ı terk ettik.

Siz siz olun, porterinizi çizdireceğiniz ressamın önceki çalışmalarına göz gezdirmeyi ihmal etmeyin. (Metro ile ulaşım: Anwers 2.hat)

Sacré-Coeur Bazilikası nerede?

Kesin duymuşsunuzdur ama ben yine de bilgi için söylemeden geçmeyeyim, Sacré-Coeur “Kutsal Kalp” anlamına gelir ve bu adı taşıyan Bazilika, Paris’in en yakışıklı kiliselerinden birisidir.

Bu kilise de Montmartre’da bulunduğundan, hem ressamların bulunduğu kısmı, hem de bazilikayı aynı turda görecek şekilde planlarınızı yapabilirsiniz.

Tarihçesini ben bilmiyorum ama Paris’e yukardan bakmak için bu tepeye çıkmaya değdiğini garanti ederim.

Eiffel’e nasıl çıkılır?

2017 yazında yaptığımız Roma gezisine kadar günlük yürüme rekorumuz olan 27 bin küsur adımın üstüne, biz gittik Eiffel Kulesi’ne merdivenle tırmandık. Neden?

a)Çok çılgınız.

b)Enerji doluyuz.

c)Deliyiz biz.

d)Asansör için sıra var.

Doğru cevap (d) şıkkı dostlar. Asansöre binmek için, kendi içinde 5 tur dönen, adeta bir salyangoz edasıyla bükülüp kıvrılan upuzun bir kuyruk beklememiz gerekecekti. Ama 27 bin adımın üstüne bizim beklemeye dermanımız olmadığından, başladık merdivenleri çıkmaya.

Tabi ki çok güzel bir manzara bekliyordu orada bizi: bir tarafta eski şehir, bir tarafta yeni şehir

Eiffel’den görünen yeni Paris manzarası

Eiffel

Eiffel Kulesi’nin turistlerce ziyaret edilebilecek üç katı var, biz ikinciye kadar çıktık. Üçüncüsüne zaten merdivenle çıkılmıyor, yalnızca asansörle çıkılabiliyor hatırladığım kadarıyla.  (Toplam uzunluğu 320 metre)

Kuleden seyredilen manzara gerçekten çok hoş. Fırsatınız varsa en azından ikinci, hatta üçüncü kattan bu manzarayı seyretmenizi öneririm.

Eiffel Kulesi’ne çıktığımız – ve indiğimiz – gün fotoğraf çekmeye Eiffelpek takatimiz kalmadığı için, sonraki gün tekrar kuleyi uzaktan fotoğraflamak için gittik. Saatlerce bekleyip, hem gecesini, hem gündüzünü fotoğrafladık 🙂 Yapı gerçekten göze çok geliyor ve bence her anı fotoğraflamaya değer. Fakat tavsiyem özellikle gün batımında gidin 😉

İsterseniz sitesine göz atabilirsiniz.

Champs-Élysées’de ne var?

Paris’in önemli noktalarından birisi de, Şanzelize tabir edilen, teşbih-i beliğ ile “Cennet Bahçeleri” olarak tercüme edebileceğimiz güzel mi güzel caddedir. Cetoile meydanından başlayan ve oldukça uzun bir cadde olup (2 km), sonunda Zafer Takı’nı (Arc de Triomphe’u) barındırmaktadır. Biz Bağdat Caddesi’ni hatırladık ama tabii ona göre epey büyük.

Yürürken yorulduğunuzda oturup dinlenebileceğiniz lüks mekanların yanı sıra orta standartta kafeler de mevcuttur. Bence dinlenin. Çünkü yol hakikaten uzun ve Champs-Élysées cafe konusunda bolca seçenek sunuyor.

Champs-Élysées
Champs-Élysées

Bu arada bizim helikopterimiz olmadığı için çekemedik ama internette aratırsanız hemen görürsünüz, Champs-Élysées havadan muhteşem görünüyor. Ve tüm yollar hakikaten Champs-Élysées’ye çıkıyor.

Louvre Müzesi özelliği nedir?

Paris’in medar-ı iftiharı olan Louvre Müzesi Fransa’nın ilk devlet müzesi olup ne anlatmakla, ne gezmekle biter. Louvre müzesi mimarı Ieoh Ming Pei isimli bir mimardır. Biz, bu şaheserde yalnızca birkaç saatlik çok çok çok hızlı bir tur attık.

Elbette birer turist olarak bizim için bu müzedeki her bir parçayı, her bir eseri sindire sindire incelemek mümkün değil. Ancak bence Paris’e gelen herkes makul bir zaman aralığı ayırıp bu müzenin havasını solumalı.

Gitmek isteyenler için önemli bilgi; müze Salı günleri kapalı oluyor. Pazartesi, Perşembe, Cumartesi ve Pazar 09.00-18.00 arası açık, Çarşamba, ve Cuma ise 09.00-22.00 arasında açık. Programınızı ona göre ayarlamayı unutmayın. Ayrıca Louvre müzesi giriş ücreti pahalıdır kendinizi ayarlayın. (Metro ile ulaşım: Palais Royal Musee du Louvre 1. hat)

Notre Dame Katedrali’ne nasıl gidilir?

Biz Notre Dame Katedrali’ne girmemeyi tercih ettik ve kenarından yürüyüp gittik vallahi 🙂

Sizce de çok güzel görünmüyor mu?

Gitmek isteyenler için (Metro ile ulaşım: St Michel Notre Dame B ya da C)

Notre Dame'ın çaprazındaki köprüden bir manzara Notre Dame’ın çaprazındaki köprüden bir manzara[/caption]

Notre Dame Katedrali

Paris için tanımladığımız üç kelimeyi biraz daha detaylandırmak isteriz.

Yağmur, yollar ve peynir

Paris Yağmuru

Avrupa şehirlerinin belki de en sevmediğim yanı her daim yağmurlu bir hava olması. Biz Ekim başında gitmiştik Paris’e. O tarihte 25 ºC olmasını ben de beklemiyordum elbette ama beklediğimden daha soğuk bir Paris karşıladı bizi.

Paris’te geçirdiğimiz 5 – 6 günün neredeyse tamamında -az ya da çok- yağmur peşimizi bırakmadı diyebilirim.

Size tavsiyem, yağmurun Paris’in vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabullenin ve sizin gezi planlarınıza engel olmasına izin vermeyin. Eğer uslu bir çocuk olursanız, yağmurun tadını bile çıkartabilirsiniz 🙂

Paris yolları hakkında

Bizim kaldığımız ev, Paris’in 5. bölgesindeydi. Çoğu zaman evden çıkıp doğrudan merkeze yürümek suretiyle, kimi zaman da metro ile merkeze kadar gidip oradan asıl hedef noktalarımıza yürümek şeklinde ulaşımı sağladık. Yürürken hem spor yapıp metabolizmanızı hızlandırmış, hem de şehrin güzelliklerini uzun uzun inceleme, istediğiniz yerde durup fotoğraf çekme, ya da beğendiğiniz bir mekana oturma fırsatını yakalamış oluyorsunuz. Bu yüzden biz gittiğimiz yerleri yürüyerek keşfetmeyi çok seviyoruz.

Nitekim yürürken tesadüfen bulduğumuz yerlerden birisi de L’as Du Fallafel‘di. Paris’te fallefel nerede yenir sorusunun cevabı işte bu mekandır. Yahudi mahallesinde yer alan L’as Du Fallafel hayatınızda yiyeceğiniz en güzel falafelleri yapıyor olabilir. Kesinlikle yemeyeceğimi iddia ederek her ne kadar zorla gitmişsem de, tadına doyamadığımı itiraf etmeliyim…

L'as Du Fallafel L’as Du Fallafel

Yahudi Mahallesi-Le-Marais

Paris’teki yolların önemli bir kısmını da nehrin iki yakasını bağlayan köprüler oluşturuyor. Bunların en önemlileri Yeni Köprü anlamına gelen Pont Neuf ve Alexandre III köprüleri olabilir. Tabi Âşıklar Köprüsü olarak bilinen Pont des Arts’ı da unutmamak lazım. Elbette biz de bu köprüyü görmeye gittik ama kilit astık mı asmadık mı hatırlamıyorum 🙂

Zaten köprünün üstünde yer kalmasını bırakın, sağ soldaki teller bile kilitlerle dolmuştu. Ne çok âşık varmış aman allahım diyerek hızla uzaklaşmış da olabiliriz.

Aşıklar köprüsü ve Ben
Aşıklar köprüsü ve Ben

Paris peyniri hakkında

Yazımı bu başlıkla bitirmek istemezdim ama, ben peyniri çok severim. O kadar çok severim ki Onur bana özel günlerde çiçek değil peynir alır 🙂 Paris’te bir apartman dairesinde kalıyorduk ve bu dairenin mutfak demeye bin şahit isteyen, Avrupa şehir merkezlerinde ise standart hale gelmiş mutfak benzeri bir köşesi vardı. Biz de mahallenin sakinleri kıvamında, eve yerleşip ev sahibi gider gitmez, gelirken gördüğümüz markete gittik ve kruasan, baget ekmek, rokfor peyniri, emmental peyniri, camambert peyniri gibi bazı temel ihtiyaçlarımızı (!) aldık. Ve orada kaldığımız 5 – 6 gün boyunca temel gıdamız peynir oldu. O yüzden Paris denince aklıma gelen ilk şeylerden birisi de peynir ve bu sebeple, bu yazının içinde ayrı bir başlığı hak ettiğini düşündüm. Muhtemelen Paris’i peynir ile tanımlayan ilk ve son kişi olacağım:) Bu arada öğrendiğimize göre Parisliler de en çok Blue Rokfor, Camambert ve Brie tüketirlemiş. Aman ne mühim di mi 🙂

Sonuç olarak, Paris’e gidin. Bazıları çok soğuk (mecazi anlamda), sevimsiz ve gri bir şehir olduğunu söylese de, bence tarihsel geçmişi ve güzelliğiyle Paris mutlaka görülmesi gereken bir şehir. Özellikle sevgiliniz/eşinizle gidiyorsanız Seine nehri üzerinde sıralana sayısız köprüden ve el ele yürüyen çiftlerin fazlalığından romantizmi hissedeceksiniz.

Paris’te ne yenir? Paris’te alternatif restaurantlar için buyurun:

    • Chez Omar : Fas mutfağından esintiler sunan bir yer.
    • Josephine Chez Dumonet: Sufle yemek için gidilmesi gereken bir yer.
    • Sadaharu Aoki Paris: Pastacı demek en doğrusu. Fakat leziz.
  • Mariage Freres: Kendisi çay dükkanıdır.

Paris’te yapılması gerekenler:

    1.  Le Relais de l’Entrecote’da antrkot yiyin. Bak mutlaka yiyin.
    1.  Hava güzelse şarabınız, baget ekmeğiniz ve peynirinizle Eiffel Kulesi’nin altındaki bahçelere (mesela Champ de Mars) serpilip pique-nique yapın.
    1.  Ben pek çılgın değilimdir o yüzden biz gitmedik ama eğlenmeyi seviyorsanız mutlaka Disneyland’a uğrayın.
    1. Gitmeden önce turistik bir harita edinin ve gideceğiniz yerler çok uzak değilse yürüyün, sokaklarda kaybolun.
  1. 1 numarayı gerçekleştirdiğinizden emin olun 🙂

Yorumlarınızı bekliyoruz. Başka bir Avrupa gezisi için buyrun:

Paris Gezi Rehberi: 5 günde Paris” için bir yorum

  • Mayıs 22, 2018 tarihinde, saat 8:24 pm
    Permalink

    Bu yazı ise avrupanın gaziantep’i paris hakkında oldukça faydalı bilgiler içeriyor. gerçekten fransa ve paris hakkında mühim içeriklere sahip. çok klasik tatil lokasyonu olan paris’e farklı bir bakış açısından yazılan bu gezi yazısı benim oldukça hoşuma gitti.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir